Türkiye, enerji bağımsızlığını güçlendirme ve cari açığı azaltma hedefleri doğrultusunda yerli ve milli enerji atılımlarına hız verdi. Önümüzdeki 10 yıl içinde rüzgar ve güneş enerjisi alanlarına yapılması planlanan 30 milyar avroluk dev yatırım, ülke ekonomisine önemli bir ivme kazandırmanın yanı sıra, doğrudan 100.000’den fazla kişiye yeni iş kapısı açacak.
Bu stratejik hamle, sadece enerji ithalatına olan bağımlılığı azaltmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’yi enerji teknolojileri üretiminde bölgesel bir merkez haline getirmeyi hedefliyor. Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Şadi Karagözoğlu, bu sürecin Türkiye’nin teknolojik gelişimine ve istihdam piyasasına yapacağı katkıları vurguladı.
Yerli Üretim Vurgusu ve Ekonomiye Katkısı
Türkiye’nin enerji sektöründeki ana odak noktası, özellikle yenilenebilir enerji alanlarında yerli üretim oranını artırmak. Dr. Karagözoğlu’na göre, enerji sektöründe dışa bağımlılığın azaltılması, milli gelirde artış, nitelikli iş gücünün gelişimi ve yeni iş alanlarının yaratılması gibi çok yönlü faydalar sağlayacak. Ülke, hâlihazırda güneş paneli üretiminde Avrupa dördüncüsü, rüzgar türbini kanadı üretiminde ise Avrupa beşincisi konumunda bulunuyor. Ancak asıl hedef, bu teknolojilerin kritik bileşenlerini de yerli imkanlarla üretmek.
Beklenen İstihdam ve Sanayi Dönüşümü
- Doğrudan İstihdam: Yaklaşık 100.000 kişi, özellikle mühendisler, teknikerler ve kalifiye işçiler olmak üzere yeni projelerde doğrudan istihdam edilecek.
- Yan Sanayi ve Dolaylı Etki: Ana yatırımların yanı sıra, bu projelerin gerektirdiği yan sanayiler ve hizmet sektörleri de büyük bir hareketlilik yaşayacak, dolaylı istihdam rakamları çok daha yüksek seviyelere ulaşacak.
- Sektörel Gelişim: Özellikle güneş enerjisi için hücre üretimi ve rüzgar enerjisi için büyük türbin aksamlarının üretimi gibi alanlarda yerlileşme hedefleniyor. Bu durum, Türkiye’nin teknolojik üretim kapasitesini önemli ölçüde artıracak.
Hangi Alanlarda Yatırım ve Gelişim Bekleniyor?
Yerli enerji hamlesi, sadece bilinen yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sınırlı değil. Çok çeşitli alanlarda yeni fırsatlar sunuluyor:
Türkiye’nin enerji politikaları, güneş ve rüzgar enerjisinin yanı sıra diğer yenilenebilir kaynaklara da odaklanıyor. Özellikle jeotermal, hidroelektrik ve biyokütle gibi geleneksel yenilenebilir kaynakların potansiyelinin tam olarak kullanılması hedefleniyor. Ayrıca, yeşil hidrojen gibi yeni nesil temiz enerji teknolojileri üzerinde de Ar-Ge çalışmaları yürütülerek geleceğin enerji ekosisteminde Türkiye’nin öncü rollerden birini üstlenmesi amaçlanıyor.
Politika ve Stratejiler
Bu büyük dönüşüm sürecinde, yerli katkı oranlarını artırmaya yönelik teşvikler ve mekanizmalar hayati önem taşıyor. Özellikle Kamu İhale Kanunu kapsamında “yerlilik şartı”nın daha etkin kullanılması, yerli sanayinin güçlenmesi için kritik bir adım olarak görülüyor. Ayrıca, üniversite-sanayi iş birliğinin teşvik edilmesi, Ar-Ge faaliyetlerine ayrılan bütçelerin artırılması ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi de bu stratejinin temel bileşenlerinden olacak.
Türkiye, önümüzdeki dönemde sadece enerji üretimi değil, aynı zamanda enerji teknolojileri ihracatında da önemli bir aktör haline gelme potansiyeli taşıyor. Yerli ve milli üretimle sağlanacak bu dönüşüm, Türkiye ekonomisi için sürdürülebilir bir büyüme modelinin kapılarını aralıyor.