Teknoloji devi Google, eski çalışanları tarafından insan hakları ve etik ilkelerini hiçe sayarak kârı ön planda tuttuğu yönünde ciddi iddialarla sarsılıyor. Özellikle Çin ve İsrail ile yürüttüğü tartışmalı projeler, şirketin kurumsal değerlerinin sorgulanmasına yol açarken, etik konuları gündeme getiren çalışanların ise işten çıkarıldığı veya görev yerlerinin değiştirildiği belirtiliyor.
Bu vahim iddialar, Google’ın bir zamanlar gururla taşıdığı “kötü olma” mottosunun, “doğru olanı yap” şeklinde değişmesiyle birlikte, şirketin etik duruşunda ciddi bir kayma yaşandığına işaret ediyor. Eski çalışanlar, Google’ın içerde bir korku kültürü yaratarak, etik ve insan hakları konularındaki eleştirileri susturmaya çalıştığını öne sürüyor.
Kimler Suçluyor ve Ne İddia Ediliyor?
Google’ın etik yapay zeka (AI) araştırma ekibinin eski eş liderleri Dr. Timnit Gebru ve Dr. Margaret Mitchell başta olmak üzere, bir grup eski çalışan şirkete karşı ağır suçlamalarda bulunuyor. Bu iddialar, Google’ın çeşitli projelerinde etik değerleri göz ardı ettiğini ve bu durumu dile getirenleri cezalandırdığını merkeze alıyor.
- Dr. Timnit Gebru ve Dr. Margaret Mitchell: Etik yapay zeka ekibindeki görevlerinden ayrılarak, Google’ın etik araştırmaları baskıladığını ve eleştirel sesleri susturduğunu iddia ettiler. Gebru’nun ayrılışı, AI algoritmalarındaki önyargılar üzerine yazdığı bir araştırma makalesinin yayımlanmamasının ardından gelmişti.
- Meredith Whittaker, Rebecca Rivers ve Kathryn Spiers: Google’ın insan hakları politikalarını ve etik uygulamalarını sorgulayan, işten çıkarılan veya görev yeri değiştirilen diğer önemli isimler arasında yer alıyor. Bu çalışanlar, şirketin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinden saptığını savunuyorlar.
Tartışmalı Projeler Nelerdi?
İddiaların temelini oluşturan iki büyük proje, Google’ın küresel operasyonlarındaki etik açmazları gözler önüne seriyor:
Project Dragonfly: Çin İçin Sansürlü Arama Motoru
2018 yılında ortaya çıkan “Project Dragonfly” (Ejderha Projesi), Google’ın Çin pazarına özel olarak, devletin sansür ve gözetim taleplerine uygun, filtrelenmiş bir arama motoru geliştirme girişimiydi. Proje, hem şirket içinde hem de uluslararası kamuoyunda büyük tepkilere neden oldu. Google, projeyi iç muhalefet ve dış baskılar sonucunda durdurduğunu açıklasa da, eski çalışanlar şirketin benzer projeler üzerinde gizlice çalışmaya devam edebileceği endişesini taşıyor. Projenin ana hedefi, Çin’deki kullanıcı verilerini devletle paylaşmak ve insan hakları ihlallerine potansiyel olarak katkıda bulunmaktı.
Project Nimbus: İsrail Ordusu ile Bulut Bilişim Anlaşması
Google’ın Amazon ile birlikte İsrail hükümeti ve ordusu için 1,2 milyar dolarlık “Project Nimbus” (Nimbus Projesi) adında bir bulut bilişim anlaşması imzalaması da büyük tartışmaları beraberinde getirdi. Bu proje, İsrail ordusuna ileri düzey yapay zeka ve bulut hizmetleri sağlamayı amaçlıyor. Eski ve mevcut Google çalışanları, bu projenin Filistinlilere yönelik insan hakları ihlallerinde kullanılabileceği endişesiyle protestolar düzenlediler. Çalışanlar, teknolojilerinin savaş ve şiddet için kullanılmasını istemediklerini belirterek şirketin etik sorumluluğunu sorguladılar.
Google’ın İlkeleri Ayaklar Altında mı?
Google’ın geçmişte sloganı olan “Don’t Be Evil” (Kötü Olma) ilkesi, 2018’de kurumsal davranış kuralları bölümünden çıkarılarak yerine “Do the Right Thing” (Doğru Olanı Yap) ifadesi getirilmişti. Ancak eski çalışanların dile getirdiği iddialar, bu yeni ilkenin de kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor. Şirketin, kâr ve pazar payı hedefleri doğrultusunda insan hakları ve etik değerlerden ödün verdiği, hatta bu konularda şeffaflık isteyen çalışanlarına baskı uyguladığı öne sürülüyor.
Bu iddialar, Google gibi küresel ölçekte etkisi olan bir teknoloji şirketinin, operasyonlarını yürütürken karşılaştığı etik ikilemleri ve bu ikilemler karşısındaki duruşunu bir kez daha sorgulatıyor. Şirketin bu suçlamalara nasıl yanıt vereceği ve gelecekteki etik yaklaşımının ne olacağı merak konusu.