Amerika Birleşik Devletleri, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim birimlerine yönelik kırk yılı aşkın süredir devam eden politikasını kökten değiştirerek, bu yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündeki görüşünü terk etti. Bu karar, Filistinliler ve uluslararası toplumun büyük bir kesimi tarafından yasa dışı kabul edilen İsrail yerleşimlerinin hukuki statüsü konusunda Washington’ın tutumunu önemli ölçüde yumuşatıyor.
Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo tarafından yapılan açıklamada, Carter yönetiminin 1978’de Batı Şeria’daki yerleşimlerin uluslararası hukuka “aykırı” olduğuna dair verdiği hukuki mütalaanın artık geçersiz olduğu belirtildi. Pompeo, bu kararın bölgede barışa hizmet etmediğini ve “gerçeklerin” dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Kararın Arka Planı ve Tarihsel Boyutu
ABD’nin Önceki Tutumu Ne İdi?
ABD’nin Batı Şeria yerleşimlerine ilişkin politikası, özellikle 1978 yılında dönemin Dışişleri Bakanlığı Hukuk Müşaviri Herbert Hansell tarafından hazırlanan ve Carter yönetimince kabul edilen bir hukuki mütalaa ile şekillenmişti. Bu mütalaa, sivil yerleşimlerin Cenevre Sözleşmesi’nin dördüncü maddesine aykırı olduğunu ve dolayısıyla uluslararası hukuka göre “tutarsız” veya “aykırı” olduğunu belirtiyordu. Bu tutum, sonraki Cumhuriyetçi ve Demokrat yönetimler tarafından farklı derecelerde de olsa korunageldi.
Politika Değişikliğinin Nedenleri
Pompeo’ya göre, geçmişteki “tutarsızlık” argümanı barış sürecini ilerletmek yerine kösteklemişti. Yeni politika, İsrail ile Filistinliler arasındaki barışın ancak müzakereler yoluyla sağlanabileceği ve yerleşimlerin hukuki statüsü konusundaki ABD duruşunun bu müzakereleri engellememesi gerektiği fikrine dayanıyor. Washington yönetimi, nihai statü konularının taraflarca müzakere edilmesi gerektiği ilkesini öne sürerek, yerleşimlerin hukuki temelini tartışmanın kendilerine düşmediğini ima ediyor.
Kimler Etkilenecek ve Ne Gibi Sonuçları Olacak?
İsrail ve Filistin Tepkileri
- İsrail: Karar, İsrail hükümeti tarafından büyük bir memnuniyetle karşılandı ve kendi egemenlik haklarının teyidi olarak yorumlandı. İsrail, uzun süredir Batı Şeria’yı kendi topraklarının bir parçası olarak görmekte ve buradaki yerleşimlerini yasal kabul etmektedir. Bu karar, İsrail’in uluslararası alandaki konumunu güçlendirecek ve yerleşim faaliyetlerini artırmasına zemin hazırlayabilecektir.
- Filistin: Filistin yönetimi ve halkı ise kararı sert bir şekilde kınadı. Filistinliler, Batı Şeria’yı gelecekteki bağımsız devletlerinin bir parçası olarak görmektedir ve İsrail yerleşimlerini uluslararası hukukun açık bir ihlali ve iki devletli çözümün önündeki en büyük engel olarak değerlendirmektedir. Bu kararın, barış sürecine olan inancı daha da zedeleyeceği ve gerilimi tırmandıracağı düşünülmektedir.
Uluslararası Toplum ve İki Devletli Çözüm
ABD’nin bu adımı, uluslararası toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından kabul edilen genel görüşten ve uluslararası hukukun temel prensiplerinden önemli bir sapma olarak görülüyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi uluslararası aktörler, İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı kabul etmeye devam etmektedir. Bu politika değişikliği, ABD’yi bu konuda uluslararası konsensüsten daha da izole edebilir ve İsrail-Filistin ihtilafında iki devletli çözüm umutlarını zayıflatabilir.
Analistler, kararın sadece hukuki bir beyanat olmanın ötesinde, sahadaki gerçekler üzerinde ciddi sonuçları olabileceğini belirtiyor. İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşimleri genişletme konusunda daha cesur adımlar atabileceği ve bu durumun Filistin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine daha fazla zarar verebileceği endişesi dile getiriliyor.